Autoland

|
Yeni adres:

www.handekocak.wordpress.com

La Mystère de La C.

|

(...)

Yeterince yöneltildik edebiyatta bir tür fedakârlık görmeye. “İstismar ettiğimiz mallarımızı kurban ediyoruz”, örneğin, kuzuyu aşırılığa kaçan kullanımımızı örtbas etmek için kurban ederiz – ister ticari ister beslenme amaçlı olsun- tüm sürüye yaptığımız gibi; sınırlandırılmış bir yıkıma adarız onu, ama her ne pahasına olursa olsun türünden ayrıksı geleneksel bir eyleme, limitsiz bir tavırla oynamak istediğimiz gerçeğe. Edebiyat ve daha spesifik olarak şiir, dilin kendini kurban etmesi olarak belirir: o kurban edilmek niyetidir ya da bu niyetin olduğu, sözün yıkıma uğratıldığı yerdedir; o, gündelik kullanıma hizmet eden ve onları kullanılamaz duruma getiren kelimeleri mahvetmek ister. Edebiyatta, kurban dildir ve anın umududur ki dil kendini orada yok eder, kurban edilen şey – söz ya da hayvan- kutsal olana dönüşebilir; kaybolan şey aşırı bir değerle yüklenir, kendisini tanımlayan özelliklerini kırar, mutlak egemenliği betimler. Oradan belki, yazarlarda bizi şaşırtan davranışın müphemliğinden.Yıkıma adadıkları kelimelerin zorlu yaşamına yol gösterir ve bununla birlikte, bu kurban aracılığıyla, kelimelere paha biçilemez bir değeri yeniden kazandırmayı düşünürler, bir tasarıma sahip gibi görünmezler: dili ortadan kaldırmak, onlar bir sonucu kovalamayı ortaya sermezler: dile asıl doğasını geri vermek, ona varlığı vermek. Kurban etmenin tehlikesinde, koçun İshak’ın yerine geçişi, yaşamını riske atmış ya da onu sunmuş bir insana yaşam hakkını bağışladığını göstermez yalnızca, ama aynı zamanda, kuzunun “Tanrı” olacak olan önceden edindiği bilgi, ki o bilgi kurban etme eyleminin, kurbanın biçimini dönüştürdüğünü duyurur, ve bayağı kimse yerine, kutsal olanı doğurur.

(...)

Maurice Blanchot


Çev.Hande Koçak, 2009

21.12.2009

|
yatağımda cam kırıklarının içine uyandım bu sabah, geç kalmış olmalıydım, parmağımı saatime daldırdım, yelkovan ve akrebin kanlı kavuşma tepeciklerine saplandı...
"bunun tek sorumlusu" diye düşündüm hiç sektirmeden, "iki koluna da kayışları çok sıkı saatler takmış, beyaz-mor cansız balıkları andıran elleriyle, beni rüyamda öldürmeye geldiğini iddia eden kadın olmalı."
21.12.2009

Telle Que!

|
Okuyorum, yaklaşık 3 saat oldu, okumuyorum 3 saatten fazla oldu okumayı bırakalı...
Okumaya başladığım şey hakkında okudum,yalnızca bunu, ama gerçekte okuyacağım şeyi okumadım, hayır okumayı bırakalı 3 saat oldu ama tam 3 saattir kesintisiz okuyorum. Hakkında okuduğum şey! Kayıp! Olay değişti, okudukça susuzluğa benzemeyen bir kuruma başladı, elimde, kulağımda, ruhumda. Aradığım şeyi kaybettim, aradığım şey okurken elimden alındı. Hayır hayır bu bir sürükleniş değil! Keşke!Heyecanın gölgesi bile yok bunda, yalnızca öfke! Kafam şişti, elimse artık bir kütük!
Kolumu elimi de içine alacak şekilde sardım, kalınca bir örtüyle, onun sükunetine tecavüz edilmesini önleyecek bir kolluk ekibim yok benim!Metinlerin kendi aralarında düşeyazdıkları bir orji! Bu bir düş, halbuki kaskatı kesilmiş yattığı yerde her biri, ayrı odalarda, ayrı yerlerinde kainatın.
Artık ROMAN yazılamıyor... Kriz! Metinlerarası! Tıpkı masumları oturma odalarında kovalayan televizyonlar gibi, kitaplığımın tam önüne vardığımda kıstırıyorsun beni, bizi!
Sessizliğimize düşüncemize tecavüz ediyorsun! Ve ardında kapağın -çenen- kapandığında geriye yalnızca, bir düğün salonunun tam ortasına dökülmüş gelinbaşı pullarını andırır bir kir bırakıyorsun! Ardında bu "hiç" kalana dek zırıl zırıl seni dinliyoruz! Kitaplıklara artık parolayla girilmeli, hatta kitaplara, okuma alanlarımız barikat istiyor, kendilerini savunması gereken kitaplar ve kimseye emanet edilemeyecek bir yazma arzusu var çünkü! Gürültü!Bize ait olanı elimizden alıyor! Öfkeliyim, kendi okuma tecrübemden atıldım, tekme tokat üstelik, ve terkettiğim okuma masamda metinler çiftleşeduruyor, -aşkla olmayan bir çiftleşme bu-, okuma tecrübemizi işgal etmek için sonsuz bir üreme ritmi tutturmuş biricikliğin ruhunu yitirmiş bir yığın oluşturuyorlar durdukları yerde.

« Qu’est-ce qu’un critique ? Un poète, mais qui s’approche de la poésie par le non-être, en ce sens qu’il ne se veut pas être poète, un romancier qui participe au secret de la création romanesque et qui pourtant dit non au roman. (…). »

Ve öyle ki bunu bile bırakmıyorlar bize!
Lanetle!
Ama lanet bile şu gecede kendini uzağa atan yanlış bir kelime!


Autohand, Aralık 2009

St.Marx and The Others

|






Sonsuz Yinelemeler II

|
(...)Edebiyat, kendi kendinin yadsıması olarak, hiçbir zaman sanatın veya sanatçının göz boyama ve aldatmaca olarak ifşa edilmesi anlamına gelmemiştir. Edebiyatın gayri meşru oluşuna, temelinde sahtekarlık bulunuşuna gelince, evet, öyle kuşkusuz. Ama bazıları daha da fazlasını ortaya çıkarmışlardır: Edebiyat sadece gayri meşru değil, aynı zamanda hiçtir de ve bu hiçlik, saf halde soyutlanmış olması koşuluyla, olağanüstü harikulade bir kuvvet oluşturabilir. Edebiyatın bu boş iç’in ortaya çıkarılmış hali olmasını, kendi hiçlik payına olduğu gibi açılmasını, kendi gerçekdışılığını gerçekleştirmesini sağlamak.
Bu, GERÇEKÜSTÜCÜLÜĞÜN sürdürdüğü görevlerden biridir, öyle ki onu yadsıyıcı güçlü bir akım olarak kabul etmek doğru olur, ama en büyük yaratıcı tutkuyu ona atfetmek de yanlış olmaz, zira edebiyat bir an hiçbir şeyle çakışsa da anında herşey olur, bütün var olmaya başlar: büyük mucize... (...)

Maurice Blanchot

Çev.S.Dolanoğlu

Jan Saudek

|




















http://www.saudek.com/

Anyone Who Had a Heart

|


ps.Thanks to Scott

Giorgio de Chirico

|
GIORGIO DE CHIRICO

Bir duvar ele verilmiş bir başka duvar
Ve beni korur gölge ürkek gölgemden
Aşkımın dönüşü aşkımın etrafında
Tüm duvarlar beyaz bükülür çevresinde sessizliğimin

Sen, neyi korudun? Hissiz ve arı gök
Titreyen sen beni sakındın. Avuntuda ışık
Artık güneşin aynası olmayan göğün üzerinde
Gündüzün yıldızları, yeşil yapraklar arasında

Bilmeden dile gelenlerin anıları
Aczimin ustaları ve ben onların yerinde
Aşkın gözleri ve pek sadık ellerle
Tenha kılmak için içinde eksik olduğum bir dünyayı
Paul Eluard, 1924
Çev.Isabelle

Desire

|
Desire:let everything be more than everything, and still be all.